27 Mar 2015

34. İstanbul Film Festivali Önerileri



Nisan ayı İstanbul için önemli bir ay, pek çok sinemasever İstanbul Film Festivali için nisanı iple çekiyor. İstanbul Film Festivali'de gerek film programlarının kalitesi, gerek profesyonel işleyişi bakımından bu bekleyişi hak ediyor. 4-19 Nisan arasında gerçekleşecek olan festival, bu sene programa eklenen yeni bölümlerle sinemaseverlere  62 ülkeden 222 yönetmenin 204 filminin gösterileceği doyurucu bir film seçkisi sunuyor. Festivalin yeniliklerinden en önemlisi bu yıl ilk kez Belgesel Film Kategorisinde de ödül verilecek olması. Bir diğer yenilik ise öğrenciler için hazırlanan Paso Film! Kartı. Üniversite ve lise öğrencileri 20 TL karşılığında edinebilecekleri Paso Film! Kartı ile ücretsiz katalog, öncelikli bilet alımı ve anlaşmalı mekanlarda festival süresince indirim hakkına sahip olacaklar. Yoğun talep olan filmlere salon yetersizliğinden kaynaklanan bilet bulamama gibi sorunlar olsa da sonradan koyulacak ek seansların takipçisi olmak gerek. 

Programdan önerilerim;


GERÇEKLİK | RÉALITÉ  (Altın Lale Uluslararası Yarışma)

Yönetmen: Quentin Dupieux | Fransa, Belçika / 2014

"Wrong / Yanlış ve katil tekerlek Rubber / Lastik filmlerinin yönetmeni Quentin Dupieux gene çılgınca gerçeküstü bir komediyle kafaları karıştıracak. B filmlerine selam duran, biraz da bilimkurgu tadı veren bu filmde, kendi halinde bir kameraman olan Jason yöneteceği ilk korku filmi için fellik fellik yapımcı aramaktadır. Servet sahibi yapımcı Bob Marshal filme finansman sağlamayı kabul eder etmesine de, bir şart öne sürer: Jason 48 saat içinde sinema tarihinin en kusursuz çığlığını bulmalıdır! Jason, çığlık arayayım derken bir kâbusun içine düşecektir."

YÜZÜNDEKİ SIR | PHOENIX (Altın Lale Uluslararası Yarışma)

Yönetmen: Christian Petzold | Almanya / 2014


"Nelly, toplama kampından kurtulmayı başarmış ama işkenceden yüzü tanınmayacak hale gelmiş bir şarkıcıdır. Zorunlu olarak geçirdiği estetik ameliyat sonrasında, kendisinin bir benzerine dönüşür. Görmek için can attığı tek kişi ise kocası Johnny’dir. Karşılaştıklarında Johnny onu tanımayıp zihnini iyice bulandırır. Acaba kocası ona hâlâ âşık mıdır, yoksa sadece parasının peşinde midir? II. Dünya Savaşı sonrası Berlin’i bir nevi kara film sahnesine dönüştüren Yüzündeki Sır, Barbara’nın rüya ekibini, yönetmen Christian Petzold ve başrol oyuncuları Nina Hoss ile Ronald Zehrfeld’i tekrar bir araya getiriyor."


KAR KORSANLARI | SNOW PIRATES ( Altın Lale Ulusal Yarışma)

Yönetmen: Faruk Hacıhafızoğlu | Türkiye / 2015               


65. Berlin Film Festivali'nde Dünya Prömiyerini gerçekleştiren Kar Korsanları için filmin yönetmeni Faruk Hacıhafızoğlu “Kar Korsanları dayanışma, arkadaşlık, mahrumiyet, masumiyet, öfke gibi evrensel temaları Kars’ın kendine özgü doğası, kültürel çeşitliliği, tarihsel zenginliği ve mimari estetiğiyle örerek şehrin hikâyesini çocukların gözünden anlatır. Kar Korsanları, bir şehirde yaşamanın değil, bir şehri yaşamanın hikâyesidir.” diyor. Filmin tek gösterimi yönetmenin katılımıyla gerçekleşecek.


LİMONATA | LEMONADE (Altın Lale Ulusal Yarışma)

Yönetmen: Ali Atay | Türkiye / 2014


"Başka kültürlerden gelen, birbirini tanımayan iki kardeşin benzerliklerini, farklılıklarını ve kavgalarını eğlenceli bir yol hikâyesiyle anlatan bir film Limonata. Suat, Makedonya’da yaşayan eski bir tır şoförüdür, hasta yatağında ölmeyi beklemektedir. Ölmeden önce oğlu Sakip’ten son bir isteği vardır; yıllar önce İstanbul’da imam nikâhıyla evlendiği bir kadından olan oğlunu bulup, yanına getirmesi. Sakip, varlığını yeni öğrendiği kardeşi Selim’i bulmak için Makedonya’dan İstanbul’a doğru babasının emektar arabasıyla yola çıkar. Ne var ki iki kardeş ilk andan itibaren asla tam olarak anlaşamaz. Selim durumu reddeder ve Makedonya’ya gitmeyi düşünmez bile. Sakip ikna edemeyeceğini anladığı kardeşini, bir gece ayakta duramayacak kadar sarhoş olmasından faydalanıp arabaya atarak kaçırır."

TANRILARLA KONUŞMALAR | WORDS WITH GODS (Akbank Galaları)

Yönetmen: Guillermo Arriaga, Emir Kusturica, Amos Gitai, Mira Nair, Warwick Thornton, Hector Babenco, Bahman Ghobadi, Hideo Nakata, Álex De La İglesia | Meksika, ABD /2014


"Farklı coğrafya ve inanç sistemlerinden dokuz ünlü yönetmenin bir araya gelerek yaptığı Tanrılarla Konuşmalar, inanç ve inançsızlık üzerine bir zihin egzersizi. Ateizmden Hinduizme, İslamdan Budizme uzanan bir yelpazede her yönetmen, kendi kültürüne yakın duran inanç sistemi üzerinden bir hikâye anlatıyor. Guillermo Arriega’nın fikir babalığını yaptığı, 9 kısa filmden oluşan bu projedeki yönetmenlerin isimleri heyecan verici. Bahman Ghobadi, çektiği bölümde Yılmaz Erdoğan bir kez daha birlikte çalışma fırsatı buluyor."



YENİ KIZ ARKADAŞIM | UNE NOUVELLE AMIE (Akbank Galaları)

Yönetmen: François Ozon | Fransa / 2014


"Claire ile Laura... İki kadın, iki çocukluk arkadaşı, etle tırnak gibi... Laura ağır bir hastalığa tutulunca, en yakın arkadaşı Claire’den bebeğine ve kocası David’e göz kulak olacağına dair söz alır. Laura’nın ölümü üzerine Claire, David ve bebeği ziyaret etmeye karar verir, ancak evde muazzam bir sürpriz onu beklemektedir. Britanya dedektif edebiyatının buzdan kraliçesi Ruth Rendell’in aynı adlı öyküsünden serbestçe uyarlananYeni Kız Arkadaşım, erillik ve dişillik etiketleri ve rolleri, dönüşüm, arzu ve cinsellik gibi konularda sorular sorarken aynı zamanda karakterlerinin burjuva cilalarını kazıyan oyunbaz bir melodram."




POSTACININ BEYAZ GECELERİ / BELYE NOCHI POCHTALONA ALEKSEYA TRYAPITSYNA (USTALAR)

Yönetmen: Andrei Konchalovsky | Rusya / 2014

"Usta Rus yönetmen Andrei Konchalovky’nin son filmi, yönetmenin Rus sinemasına muhteşem dönüşünü müjdeliyor. Filmde, bilfiil kendilerini oynayan köylüleri izliyoruz. Bu insanların yaşadığı köy resmen dünyanın öbür ucunda ve oraya ulaşmanın tek yolu da aradaki gölü tekneyle geçmek. Haliyle köyde yaşam neredeyse gerçeküstü. Bu kapalı toplumun dış dünyayla tek bağlantısı, diğer bir deyişle köyün can damarı ise, postacı. Gelgelelim postacının tutkun olduğu kadın kente taşınınca, üstüne üstlük postacının teknesinin motoru çalınınca, köyde alışılagelmiş yaşam alt üst olur."




EISENSTEIN MEKSIKA´DA | EISENSTEIN IN GUANAJUATO (USTALAR)

Yönetmen: Peter Greenaway | Hollanda, Meksika, Finlandiya, Belçika / 2015

"Sanatçı, ressam, yönetmen, düşünür ve film öncüsü Peter Greenaway, hayatı boyunca sinema idolü kabul ettiği Sergey Ayzenştayn’ı bu filmde kendini tam kudretli hissettiği dönemde ve cinsel uyanışının zirvesinde yakalıyor. Meksika’da geçen filmde Ayzenştayn, Potemkin Zırhlısı’nın başarısının ardından 1931 yılında başka bir filmi yönetmek için Guanajuato’ya gidiyor. Daha ilk andan yapım sorunları yaşasa da, yabancı bir ülkede olmanın verdiği hazlar ve tehlikeler karşısında haliyle müthiş bir heyecana kapılıyor. Bu duruma bir de beklenmedik bir cinsel arzu da ekleniyor. Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde yarışan filmde, bu yaratıcı dâhinin tutku dolu bir aşk, cinsellik ve ölüm karşısında yaşadığı arzu ve korkuları izliyoruz."


MELEĞİN YÜZÜ | THE FACE OF AN ANGEL (USTALAR)

Yönetmen: Michael Winterbottom | İngiltere / 2014

"Britanya sinemasının her daim heyecan uyandıran yönetmeni Michael Winterbottom’ın yeni filmi Meleğin Yüzü,yönetmenin yankıları hâlâ süren meşhur “Amanda Knox Davası”ndan etkilenerek yaptığı bir psikolojik gerilim. Toskana’da Britanyalı bir kız öğrencinin ev arkadaşları tarafından öldürülmesinin ardından bu tuhaf vakanın peşine takılan iki kişiden biri bir gazeteci, diğeri ise bir belgeselci. Dante’nin İlahi Komedya’sı gibi üç bölüme ayrılan filmde Winterbottom, gerilimi had safhada tutarak cinsellik, dehşet ve gizem kokan ürkütücü bir cinayet hikâyesine ışık tutmanın derdinde."


ŞEYTAN LUCIFER (YENİ BİR BAKIŞ)

Yönetmen: Gust Van Den Berghe | Belçika, Meksika / 2014


"Şeytan cennetten cehenneme giderken, yolu Meksika’da Lupita, torunu Maria ve Lupita’nın kardeşi Emanuel’in köyüne düşer. Şeytan bu, durur mu? Fırsattan istifade mucizevi sağaltma gücünü gösterir: Felçliymiş gibi davranan Emanuel’i zorla yürütür; Maria’yı baştan çıkartır ve Lupita’nın tüm inancını yitirmesine neden olur. Aslında sadece iyi ile kötü arasındaki ince çizgiye ışık tutmaktadır. Yönetmenin tercih ettiği dairesel "tondoskop" formatı sinemada bir ilk."

SİHİRLİ KIZ | MAGICAL GIRL (YENİ BİR BAKIŞ)

Yönetmen: Carlos Vermut | İspanya 2014

"İspanyol sinema ödüllerine damgasını vuran Sihirli Kız’a hayran kalan isimler arasında Pedro Almodóvar da yer alıyor. Lösemi hastası kızının son dileğini yerine getirmek için her şeyi göze alan işsiz bir baba, geçmişi sırlarla dolu ve bunalımda bir ev kadını, son on yılını hapishanede geçirmiş bir matematik öğretmeni... Carlos Vermut ikinci uzun metrajlı filminde, hayatları kesişen bu insanların hikâyesini anlatıyor. Bir aile dramı gibi başlayan Sihirli Kız, giderek karanlık ve rahatsız edici bir noktaya doğru ilerliyor ve final sahnesine dek seyircisini şaşırtmaya devam ediyor."



BURGUNDY DÜKÜ | THE DUKE OF BURGUNDY (MAYINLI BÖLGE)

Yönetmen: Peter Strickland | İngiltere / 2014


"Ödüllü yazar ve yönetmen Peter Strickland’ın tekinsiz Berberian Ses Stüdyosu ve Katalin Varga’nın ardından çektiği yeni filminden erotizm ve endişe damlıyor. Cynthia ile Evelyn her gün basit ve kışkırtıcı bir ritüeli yerine getirir ve bu âdet hep Evelyn’in cezası ve zevkiyle biter. Varlıklı amatör kelebek uzmanı Cynthia’nın gönlünde yatan daha geleneksel bir ilişki olunca, hizmetçi Evelyn’in erotik takıntıları kısa sürede ilişkiyi kırılma noktasına götüren bir bağımlılığa dönüşür. Jess Franco’nun üslubundan esinlenen Burgundy Dükü, karanlık bir çürümüşlüğü anlatan, iç gıcıklayıcı, gotik bir melodram."


PEŞİMDEKİ ŞEYTAN | IT FOLLOWS (GECE YARISI ÇILGINLIĞI)

Yönetmen: David Robert Mitchell | ABD / 2014

"Yılın en iyi korku filmine hazır mısınız? Cannes’da Eleştirmenler Haftası bölümünde gösterilen ve ünü kulaktan kulağa yayılarak sürpriz bir hite dönüşen Peşimdeki Şeytan, 80’lerin korku klasiklerinin tadını taşıyor ama önümüze yepyeni bir mitoloji koyuyor. Bu sefer cinsel birleşme yoluyla kişiden kişiye aktarılan bir lanet söz konusu. Kılıktan kılığa girebilen ve sizden başka kimsenin görmediği, yanınıza ulaştığı anda canınızı alacak doğaüstü bir varlık... David Robert Mitchell sadece fikrin orijinalliğine sırtını yaslamıyor; çok iyi bir yönetmenlikle benzersiz bir deneyime imza atıyor."






Ayrıntılı İstanbul Film Festivali 2015 Film Programı için; http://film.iksv.org/tr/program

İyi festivaller!


13 Şub 2015

Bir Kitap; Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

İlhami Algör'ün, 1995'te yayımlanmış ilk kitabı olan "Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku", Yönetmen Çiğdem Vitrinel'in, kitabı sinemaya uyarlamasından sonra İletişim Yayınları tarafından tekrar basıldı. Başrollerinde Erdal Beşikçioğlu ve Sezin Akbaşoğulları'nın bulunduğu filmin 51. Altın Portakal Film Festivali'nde ve gişede adını duyurması kitaptan habersiz olan okuyucuları dahi bir merak seline sürükledi ve eminim kitabı okuyan çoğu insana "İyi ki film çekilmiş de kitaptan haberimiz" olmuş dedirtti. 

60 sayfaya yakın kısa bir roman "Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku", hikayesini kahramanın kendisinden dinliyoruz. Etkileyici bir girişle başlıyor kitap; "Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim."  


Ruhundaki eksiklikleri fark eden ama müdahale edemeyen insanları anlatıyor kitap, hayatta hep kaybeden insanları, tutkuyla sevenleri, "çıt" sesini duymuş aşkları, filmleri, İstanbul'un ara sokaklarını, kahvelerini anlatıyor. Bunları öyle güzel anlatıyor ki, "derin" tutkular yaşayabilme yetisine sahip güzide insanların romanı olup çıkıveriyor.



17 Eyl 2013

Filmekimi 2013

Sinemaseverlerin merakla beklediği etkinliklerden biri olan filmekimi, 28 Eylül- 6 Ekim tarihleri arasında birbirinden merak uyandırıcı filmlerle on ikinci yılında da izleyicileriyle buluşuyor. Lale Kart sahiplerine 18 Eylülde yapılacak ön satıştan sonra 21 Eylül Cumartesi 10:30'da her sene olduğu gibi Biletix, Atlas ve Beyoğlu Sinemaları gişelerinden bilet satışları gerçekleşecek. Bu uğurda özenle yapılan film listeleriyle birlikte cumartesi sabahı istiklal caddesine uzanacak olan bilet kuyruğu şimdiden gözümün önünde canlanıyor. 9 gün boyunca gösterilecek 40'a yakın filmin hepsini izlemek ve istediğimiz her filme bilet bulabilmek elbette mümkün değil ancak tüm filmler içinden benim öne çıkanlar listem şöyle;

İyi seyirler!


SADECE AŞIKLAR HAYATTA KALIR / ONLY LOVERS LEFT ALIVE



Yönetmen:  Jim Jarmusch
Oyuncular:  Tilda Swinton, Tom Hiddleston, Mia Wasikowska, John Hurt, Anton Yelchin, Jeffrey Wright, Slimane Dazi
İngiltere-Almanya, 2013
DCP / Renkli / 123'
İngilizce; Türkçe altyazılı
A 29 Pz. 21.30 / NC 30 Pt. 19.00 / B 4 Cu. 16.00 / A 6 Pz. 16.00

"Bu fetişist, havalı, güncel, romantik vampir dramının kahramanları Adam ve Eve (ya da Adem ve Havva). Aşkları yüzyıllardır sürmektedir, fakat son derece akıllı ve bir o kadar da ince zevklere sahip bohem entelektüeller olarak dünyanın gidişatı canlarını sıkmaktadır. Hayatın keyfini çıkarmaya bakarlarken, sükunetleri Eve'in ele avuca sığmaz kız kardeşinin gelişiyle bozulur. Zeki oldukları kadar kırılgan çiftimiz çağdaş dünyanın yıkılıp çökmesine tanık olurlarken ayakta kalabilecekler midir? İlk kez Cannes Film Festivali'nde gösterilen Sadece Aşıklar Hayatta Kalır, Jim Jarmusch'un Ölü Adam'dan bu yana çektiği en iyi film olarak övüldü."


BAŞKA SÖZE GEREK YOK / ENOUGH SAID


Yönetmen:  Nicole Holofcener
Oyuncular: James Gandolfini, Julia Louis-Dreyfus, Toni Collette, Catherine Keener, Ben Falcone
ABD, 2013
35 mm / Renkli / 93'
İngilizce; Türkçe altyazılı
A 28 Ct. 13.30 / NC 3 Pe. 13.30 / NC 6 Pz. 11.00

"Amerikan bağımsız sinemasının tanınmış yönetmenlerinden Nicole Holofcener'in yönetmenliğini üstlendiği, ilk gösterimini Toronto Film Festivali'nde yapan Başka Söze Gerek Yok, Haziran ayında kaybettiğimiz, The Sopranos dizisinin yıldızı James Gandolfini'nin rol aldığı son film. Başrolde Gandolfini'ye Seinfeld dizisinde Elaine rolüyle tanıdığımız Julia Louis-Dreyfus eşlik ediyor. Kızına düşkün Albert, eşinden yeni boşanmıştır, tıpkı masöz Eva gibi. Bir partide tanışan Eva ve Albert, yakınlaşmaya ve sonunda görüşmeye başlarlar. Ne var ki, Eva'nın arkadaş olduğu bir kadın müşterisi, bu tatlı denklemi alt-üst edecektir: Albert hakkında kimsenin bilmediği gerçekleri anlatacak olan bu kadın, Albert'ın eski eşidir."


SEN ŞARKILARINI SÖYLE /
INSIDE LLEWYN DAVIS
Yönetmen:  Joel Coen & Ethan Coen
Oyuncular: Oscar Isaac, Carey Mulligan, Justin Timberlake, Ethan Phillips, John Goodman, Garrett Hedlund
ABD, 2013


DCP / Renkli / 105'
İngilizce; Türkçe altyazılı
A 1 Sa. 11.00 / A 2 Ça. 21.30 / NC 3 Pe. 21.30


2013 Cannes Büyük Ödül


"Müzik tarihinden melankolik, bazen acımasız olduğu kadar da eğlenceli bir dönemi anlatan Coen Kardeşlerin son filmi, genç bir folk şarkıcısının 1961 yılında New York müzik piyasasında tutunma mücadelesini izliyor. New York kışının insafına kalan Llewyn Davis elinde gitarıyla bazılarına kendi yol açtığı türlü aksilikleri aşmaya çabalamaktadır. Ne iş olursa yapmakta, Greenwich Village'daki kafelerden görüşme yapmak üzere boş Chicago kulüplerine savrulup durmaktadır. 1950'lerin "folk dirilişi"nden esinlenen Coen Kardeşlerin Ölü Adam'dan bu yana çektikleri bu en iyi filmde şarkıları, oyuncular kendileri seslendiriyor."


PİSLİKLER / LES SALAUDS


Yönetmen:  Claire Denis
Oyuncular:  Vincent Lindon, Chiara Mastroianni, Julie Bataille, Michel Subor, Christophe Miossec, Alex Descas, Lola Créton, Grégoire Colin
Fransa, 2013


DCP / Renkli / 100'
Fransızca; Türkçe altyazılı

A 29 Pz. 19.00 / NC 30 Pt. 16.00 / B 5 Ct. 19.00 / B 6 Pz. 21.30

"İnsanı hipnotize eden, derin, karanlık, kendi içinde dönüp duran bir intikam hikâyesi anlatıyor Claire Denis'nin son filmi. Hikâyenin kahramanı Marco, bir yük gemisinin kaptanıdır. Kız kardeşi Sandra, onu acilen Paris'e çağırır: Kocası intihar etmiş, işleri bozulmuş, kızı kötü durumdadır. Sandra, bütün olanlardan kudretli işadamı Edouard Laporte'u sorumlu tutmaktadır. Hızır gibi yetişen Marco, Laporte'un metresinin oturduğu binaya taşınır. Fakat kız kardeşinin kumpaslarından haberdar değildir. Akira Kurosawa'nın Warui yatsu hodo yoku nemuru / Kötüler Rahat Uyur filminden yola çıkan Pislikler, ilk gösterimini Cannes Film Festivali'nin Belirli Bir Bakış bölümünde yaptı. Filmin müzikleri yine, daha önce İstanbul Film Festivali'nde özel bir konser veren Tindersticks'e ait."



MAVİ EN SICAK RENKTİR /
BLUE IS THE WARMEST COLOUR
Yönetmen:  Abdellatif Kechiche


Oyuncular:  Léa Seydoux, Adèle Exarchopoulos, Salim Kechiouche, Mona Walravens, Jérémie Laheurte
Fransa, 2013


DCP / Renkli / 179'
Fransızca; Türkçe altyazılı
A 28 Ct. 21.30 / NC 29 Pz. 16.00 / B 30 Pt. 21.30 / A 2 Ça. 16.00

2013 Cannes Altın Palmiye


2013 fipresci Yılın En İyi Filmi

"Mavi renge bambaşka bir anlam yükleyen Abdellatif Kechiche'in son filmi, ilk kez gösterildiği Cannes Film Festivali'nde hem eleştirmenler hem de izleyiciler tarafından büyük ilgi görerek festivalin büyük ödülünü kazandı. Başkanlığını Steven Spielberg'in üstlendiği jüri, yönetmen Kechiche'le birlikte başrol oyuncuları Adèle Exarchopoulos ile Léa Seydoux'yu da Altın Palmiye'ye layık gördü. Cinselliğe çekincesiz yaklaşımı ve gerçekçiliğiyle sansür ve sanat tartışmalarına yol açan Mavi En Sıcak Renktir, biri henüz lise öğrencisi diğeri ise mavi saçlı bir sanatçı olan iki genç kızın yıllara yayılan birliktelikleri üzerinden yaşamı ve aşkı sorguluyor."


KİM Kİ-DUK'TAN MOEBIUS / MOEBIUS


Yönetmen:  Kim Ki-duk
Oyuncular:  Cho Jaehyun, Seo Youngju, Lee Eunwoo
Kore, 2013
DCP / Renkli / 89'
Konuşmasız
NC 1 Sa. 16.00 / B 3 Pe. 16.00 / A 4 Cu. 19.00 / B 6 Pz. 16.00

"Konusu nedeniyle ülkesi Kore'de sansür tartışmaları yaratan ve zar zor gösterim izni koparan MoebiusKim Ki-duk'un geçen yıl Pieta ile Altın Aslan'ı kazandığı Venedik Film Festivali'nde Eylül'de ilk kez izleyici karşısına çıktı. Bir ailenin parçalanmasını cinsellik üzerinden ele alan Moebius, arzularına teslim olan bir baba, babasını kıskanan bir oğul ve ikisinin de trajik bir sona sürüklenmesine neden olan bir anneyi izliyor. Anne, kocasının sadakatsizliğini oğlunu yaralayarak cezalandırır. Suçlulukla ezilen baba, tüm bu felaketlerin kaynağı olan kendi cinsel organını keser ve kendini oğluna adar. Yaralar iyileşir, fakat felaketlerin sonu gelmez."


SON DURAK / FRUITVALE STATION

Yönetmen:  Ryan Coogler


Oyuncular:  Michael B. Jordan, Melonie Diaz, Octavia Spencer, Kevin Durand, Chad Michael Murray, Ahna O'reilly, Ariana Neal, Keenan Coogler
ABD, 2013


DCP / Renkli / 84'
İngilizce; Türkçe altyazılı
B 29 Pz. 19.00 / B 30 Pt. 13.30 / A 3 Pe. 21.30 / NC 5 Ct. 11.00

2013 Sundance Büyük Jüri Ödülü, İzleyici Ödülü (ABD Yapımı Dram)


2013 Cannes Gelecek Ödülü (Belirli Bir Bakış)

"Oscar Grant, 31 Aralık 2008 sabahı içinde tuhaf bir hisle uyanır. Nedenini çözemese de bu hissi bir işaret olarak algılar ve kendine bazı sözler verir: Yeni yılda annesine daha iyi davranacak, daha iyi bir eş, dört yaşındaki kızına daha iyi bir baba olmaya çalışacaktır. Ne var ki Oscar, yılbaşı gecesi polis tarafından soğukkanlılıkla vurularak öldürülecektir. Oscar'ın yaşamı ve trajik ölümü, sonraki günlerde bütün ABD ulusunu derinden sarsacaktır. Rolling Stonedergisine göre Sundance Film Festivali'nin en iyi filmi olan Son Durak, gerçek olaylardan esinleniyor."


Ayrıntılı filmekimi 2013 programı için; http://filmekimi.iksv.org/tr/Program.asp

12 Ara 2012

Roma'ya Sevgilerle

Woody Allen'dan Bir Roma Güzellemesi / To With Rome Love

Woody Allen'ın İngiltere'de çektiği 'Match Point' filmiyle başlayan Avrupa Şehirlerinde film çekme serüveninin son durağı olan 'To With Rome Love' filmi, izleyicisini Roma harikalarının çevresinde dolaştırırken aynı zamanda birbirinden bağımsız 4 farklı hikayeye tanıklık etmesini sağlıyor.

Film, meşhur Roma trafiğinde şehirden görüntüler eşliğinde açılıyor, fonda 'Volare' çalarken, Piazza Venezia kavşağında trafiği yöneten polis tarafından karşılanıyoruz, tıpkı şehir gibi çok renkli bir kişiliğe sahip olduğunu anladığımız hikaye anlatıcımız "Bu şehirde her şey birer hikayedir" deyip izleyiciyi Roma sokaklarında karşılaşacağı olası hikayelerin kucağına bırakıyor.


Filmin epizotik bir anlatım tarzı olduğunu söylemek gerek, bu epizotlar çizgisel bir zaman kavramına bağlı değil ve epizotlar arasında bolca geçiş mevcut, zaten filmin var olan dinamizmini sağlayan unsurda bu... İlk olarak şehri gezen Amerika'lı Hayley ile karşılaşıyoruz, Hayley romantizmin şehrinde adres sorduğu Genç Romalı Michelangelo ile yakınlaşıyor ve kısa sürede evlilik kararı alan çift ailelerini tanıştırmaya karar veriyor. Damat adayı ve ailesi ile tanışmak için Amerika'dan Roma'ya gelen Hayley'in  babası rolünde Woody Allen'ı yine nevrotik bir karakter içinde görüyoruz ve bu noktadan sonra  hikaye Hayley ve Michelangelo'nun hikayesi olmaktan çıkıp, Hayley'in emekli bir opera yapımcısı olan babası ve Michelangelo'nun cenaze levazımatçısı babasının hikayesi oluveriyor. Roma sokaklarında karşılaştığımız ikinci hikaye ise yeni evli bir çift olan Antonio ve Milly'nin taşradan Roma'ya yeni ve daha iyi bir iş fırsatını yakalamak üzere gelmeleriyle başlıyor. Antonio'ya yeni iş fırsatını sunan ailenin ileri gelen üyeleri ile ilk kez tanışacak olan Milly'nin aile üzerinde iyi izlenimler bırakması gerekirken, kuaföre gitmek için otelden ayrılan Milly, Roma sokaklarında kaybolurken, Antonio'nun odasına gelen escord kadın yanlış anlamalarla dolu olaylar zincirini başlatıyor. Üçüncü hikaye de  mimarlık okumak için Roma'da bulunan Amerikalı genç Jack'in, sevgilisi Sally'nin Los Angeles'tan gelen güzel aktrist arkadaşı Monica ile yaşadığı gizli aşkın sonunu çok iyi bildiğimiz hikayesi çıkıyor karşımıza... Bu evrede filmin aslında günlük hayatta karşılaştığımız, bizlere hiç yabancı gelmeyen durumları ne kadar eğlenceli bir biçimde anlattığını fark ediyoruz... Bir diğer hikayede ise filmin belkide en renksiz karakteri olan Leopoldo Pisanello, karısı ve iki çocuğuyla birlikte orta halli bir Roma'lı olarak, yaşamını oldukça sıradan bir şekilde sürdürürken bir sabah işe gitmek için evden çıktığında tıpkı bir hastalığa tutulmuş gibi şöhrete yakalanıveriyor. Anlamsız biçimde peşinden koşan, "Kahvaltıda ne yediniz?" gibi saçma sorular soran gazetecileri ve neden ünlü olduğunu anlamayan Leopoldo, renksiz hayatını renklendiren bu durumun tadını çıkarmaya karar verince şöhretin iki yüzlü kollarına teslim oluyor, ancak bir hastalık gibi aniden gelen şöhretin gidişinin, gelişinden farksız olmayacağını kestiremiyor...

17 Kas 2012

The Skin I Live In


Son dönem Almodovar sinemasında yeni bir soluk / İÇİNDE YAŞADIĞIM DERİ

            Almodovar sineması, düz bir açıdan bakıldığında klasik sinema olay örgüsü ve kalıplarından yola çıksa da bunu o denli uçlarda ve kendine özgü bir biçimde gerçekleştirir ki, her seferinde seyirciyi bu uç olay ve çılgın karakterlerin dünyasına çekmeyi başarı verir. Yönetmen, son filmi ‘İçinde Yaşadığım Deri’de  ‘tecavüz’, ‘intikam’ gibi pek çok filmde görmeye alıştığımız klasik temaları kendi sinemasının temel temalarıyla bütünleyerek oldukça seyirlik bir iş çıkarıyor.


Almodovar, ‘İçinde Yaşadığım Deri’de ‘Konuş Onunla’, ‘Kötü Eğitim’, ‘Kırık Kucaklaşmalar’ filmlerinde benimsediği gibi döngüsel bir kurgu ile parçaları birleştirerek filmin dinamiğini inşa ediyor. Dr. Ledgard’ın çok sevdiği karısı bir trafik kazası sonucu yanarak bütün güzelliğini kaybediyor. Bu durum Dr. Ledgard’ı ‘yapay deri’ üretme çalışmaları yapmaya itiyor ancak karısını kaybettiği güzelliğine geri döndürmek için yaptığı deneyler henüz sonuç bulmadan karısı intihar ediyor. Annesinin ölümüne tanık olduğu için sorunlu bir yaşam süren kızları Norma’nın bir düğün sırasında tecavüze uğraması ise asıl olayları başlatan ve bu talihsiz serüvenler dizisini ateşleyen olay oluyor. Tecavüze uğrayan kızının geçirdiği travma onuda tıpkı annesi gibi intihar ile biten bir sonuca götürürken Dr. Ledgard’ı intikama yönlendiren süreç başlamış oluyor.

Almodovar filmlerinde daha öncede gördüğümüz (Tutkunun Kanunu, Yüksek Topuklar, Kötü Eğitim, Kırık Kucaklaşmalar) önemli temalarından olan ‘tek bedende iki kimlikli yaşam’ meselesi ‘İçinde Yaşadığım Deri’de bir level atlayıp bu duruma hapsedilme ve zorunda kalmışlıkla Vera’nın nezdinde yer bulurken karakterin yaşadığı bu bedensel dönüşümün, özünde nasıl bir karşılık bulacağı sorgulanıyor. Bu noktada Vera’nın iç dünyasının yeterince derinlikli olarak anlatılmaması yönetmenin filmin sürpriz sonunu hazırlama hamlesi olarak görmek ne kadar doğru olur bilemiyorum ancak Vera’nın bedensel dönüşümü gerçekleşirken televizyonda keşfettiği yoga dersleri sayesinde gerçek benliğini içinde koruma felsefesiyle karşılaşması aslında filmin vermek istediği mesajın bir özeti niteliğinde…


Filmin, Thierry Jonquet’in Tarantula adlı romanından uyarlandığını da belirtmek gerek. Bugüne kadar genellikle hikayelerini kendi oluşturan bir yönetmen olan Almodovar’ın bu romanı seçmesi bir tesadüf olmasa gerek, çünkü hikaye Almodovar’a has diyeceğimiz ana temaları özünde barındırmakla birlikte cinselliği, kimlikleri sorgulayıp, tutku ve nefretin iç içe geçtiği, acıların ise saplantıları doğurduğu bir melodrama dönüşüyor. Yönetmenin önceki filmlerindeki kadın egemenliğine bakarak bu filmde erkek egemenliğinden bahsedebilsek de onun filmlerinde her zaman kaybetmeye mahkum olan erkekler için durum ‘İçinde Yaşadığım Deri’de de değişmiyor. Her ne kadar intikamını almış olsa da filmin sonunda, hem Dr. Ledgard’ın hem de bedensel olarak dönüşen Vera’nın kaybeden olduğu görülüyor. Sonuçta erkek karakterler ne kadar baskın olsa da, 'İçinde yaşadığım deri' kadın bakış açısına sahip tipik bir Almodovar filmi olduğunu kanıtlıyor.

11 Eyl 2012

Film Ekimi 2012 programı açıklandı!

İlk kez 2002 yılında düzenlenmeye başlanan ve büyük ilgi gören Film Ekimi bu yıl 11. kez karşımızda!



Türkiye'nin farklı kentlerinde 29 Eylül- 7 Ekim arasında gerçekleştirilecek olan Film Ekimi, İstanbul'da Nişantaşı City's, Atlas ve Beyoğlu sinemalarında izlenecek. 





Benim listeme eklediklerim!

BEN VE SEN
Yönetmen:  Bernardo Bertolucci
Oyuncular:  Jacopo Olmo Antinori, Tea Falco, Sonia Bergamasco
İtalya, 2012
35 mm / Renkli / 103’
İtalyanca; Türkçe altyazılı
B 2 Sa. 16.00 / B 3 Ça. 11.00 / B 6 Ct. 21.30 / A 7 Pz. 11.00



ACI
Yönetmen:  Kim Ki-duk
Oyuncular:  Jo Min-soo, Lee Jeong-jin, Woo Gi-hong, Kang Eun-jin, Jo Jae-ryong
Güney Kore, 2012
35 mm / Renkli / 104’
Korece; Türkçe altyazılı
B 30 Pz. 21.30 / A 3 Ça. 21.30 / B 5 Cu. 16.00 / B 7 Pz. 19.00



AŞK
Yönetmen:  Michael Haneke
Oyuncular:  Jean-Louis Trintignant, Emmanuelle Riva, Isabelle Huppert, Alexandre Tharaud
Fransa-Almanya-Avusturya, 2012
35 mm / Renkli / 104’
Fransızca; Türkçe altyazılı
A 29 Ct. 21.30 / A 2 Sa. 21.30 / NC 3 Ça. 11.00 / B 4 Pe. 16.00



CENNETTEKİ ÇÖPLÜK
Yönetmen:  Fatih Akın
Oyuncular:  
Almanya, 2012
DCP / Renkli / 98’
Türkçe
B 29 Ct. 13.30 / B 1 Pt. 19.00 / B 2 Sa. 21.30



TUTKU
Yönetmen:  Brian De Palma
Oyuncular:  Rachel McAdams, Noomi Rapace, Karoline Herfurth, Paul Anderson
Fransa-Almanya, 2012
DCP / Renkli / 97’
İngilizce; Türkçe altyazılı
NC 29 Ct. 21.30 / A 30 Pz. 21.30 / A 3 Ça. 11.00 / NC 5 Cu. 16.00


Detaylı Film Ekimi 2012 programına ulaşmak için http://filmekimi.iksv.org/tr/index.asp

20 Tem 2012

TRAMVAY

Türk sineması araştırması sırasında tesadüfen karşılaştığım Tramvay filmi bende büyük bir şaşkınlık yarattı. Büyük bir özveri ve emek sonucu gerçekleştirildiği belli olan film, bağımsız, deneysel ve psikolojik irdelemeler yapan filmleri sevenler için güzel bir sürpriz olabilir.




Babasının porno filmler gösteren sinemasında çalışan Hamit, sinemadaki koltuklardan birinin çalınmasıyla babası tarafından öldüresiye dövülerek, kovulur. Hamit, kanlar içinde kalana dek yediği şiddetli dayağın ve maruz kaldığı aşağılanmanın yarattığı psikolojik sarsıntı ve yine babasının sinemasında çalışan dolandırıcı arkadaşı Mahmut’un dolduruşa getirmesiyle birlikte bindikleri Taksim- Tünel hattı tramvayını yolcuları ile birlikte alıkoyar. Tramvaydaki yolcuların hepsi birer karşıtlığın ve Türkiye’nin içinde barındırdığı insan çeşitliliğinin temsilidir. Yaşlı Rum kadın, baba- çocuk, uyumsuz evli bir çift, Laik Kız- Kapalı Kız hatta bir kiralık katil ve onun kurbanı aynı tramvay içinde birleşince karşıtlıklardan doğan çatışmalar filmin dinamiğinin korunmasını ve merakla izlenebilir halde kalmasını sağlıyor. Oyuncu kadrosunda Fırat Tanış, Emel Çölgeçen, Halit Ergenç gibi önemli isimler var. Özellikle üstün performansıyla Fırat Tanış’ın kendini o zamandan müjdelediği söylenebilir. Fırat Tanış dışında diğer oyunculukların biraz abartılı olduğunu söylemek ise yanlış olmaz. Film teknik açıdan yetersiz ancak bir yönetmenin kendi bağımsız çabalarıyla gerçekleştirmeye çalıştığı bir ürün olduğunu düşünürsek bu oldukça normal ve hatta takdir edilesi… Sonuç olarak film şiddet, hoşgörüsüzlük, sevgisizlik, yalnızlık ve bir bütün olamama temalarında iyi dolaşmış ve bu temaları oldukça etkili bir biçimde irdelemiş. Başta da söylediğim gibi bağımsız ve deneysel filmleri seven izleyiciler için bir tercih olabilir.

Filmin Künyesi
Yönetmen: Olgun Arun
Oyuncular: Fırat Tanış, Itri Koşar, Halit Ergenç, Emel Çölgeçen, Ayça Bingöl, Tomris İncer, Dilek Serbest...